TÜRK ECZACILARI BİRLİĞİ 44. OLAĞAN BÜYÜK KONGRESİ KONUŞMASI
Sayın Divan,
Merkez heyetimizin değerli başkanı ve üyeleri,
Denetleme kurulumuzun değerli başkanı ve üyeleri,
Haysiyet divanımızın değerli başkanları ve üyeleri,
Değerli oda başkanlarım ve meslektaşlarım,
Türk Eczacılar Birliği’nin değerli çalışanları,
Hepinizi şahsım ve 23. Bölge Elazığ Eczacı Odasındaki meslektaşlarım adına saygıyla selamlıyorum.
Konuşmama başlamadan önce 6 Şubat depreminde başta Adıyaman oda başkanımız Hüseyin Kemal Taş olmak üzere, hayatını kaybeden tüm meslektaşlarımıza ve vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum.
Ülkemiz ekonomik olarak zor bir dönemden geçmekte, yüksek enflasyon, artan giderler, sağlığa ayrılan payın azalması eczane ekonomileri üzerinde ciddi olumsuz bir etki oluşturmaktadır.
Geçtiğimiz dönemde hepimizin bildiği gibi İFK’DA 3 kez güncelleme yapıldı, ve çok uzun süreden beri ilk kez ECZACI ilaç karlılıklarımızda bir artış yapıldı.
Her türlü kazanımın mesleğimiz açısından çok değerli olduğu kanısındayım. Özellikle kalıcı bir kazanım olan karlılık oranlarının arttırılmasının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Başta merkez heyetimiz olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ederiz. Yine ifk’daki ilaç baremlerindeki düzenlemenin de önemli bir kazanım olduğunu belirtmek isterim ancak buradaki düzenlemenin maalesef bir süre sonra enflasyona yenik düşerek yetersiz kalacağı aşikardır.
Bu ilaç baremlerindeki oranların bir çıpaya endekslenmesi gerekir. Bu enflasyon oranı olabilir ,devletin bazı sektörlere uyguladığı gibi ‘yeniden değerleme oranı’ olabilir. Ama bizce en mantıklısı olan ‘’ilaç fiyat artışlarına endekslemek’’ olacaktır. Yeni seçilecek merkez heyetimizden, bu konunun en öncelikli konulardan biri olarak görülmesi gerektiğine inanıyorum. Yoksa her zam geldiğinde karlılığımız erimeye devam edecektir.
Türkiye’mizin en büyük sorunlarında bir tanesi maalesef planlama sorunu. Mesleğimizin önündeki en büyük sorunlardan bir tanesi de ihtiyaca bakılmadan ve gelecek planlaması yapılmadan açılan ;sayısı şu an için 63 olan Eczacılık Fakülteleridir .Bu durumun sonucu olarak ortaya çıkan Eczacı İstihdam Sorunu’dur. Şu an için fakültelerin yıllık kontenjan miktarı yıllık 5.000 civarına yaklaşmıştır. Hali hazırda Eczacılık Fakültelerinde okuyan meslektaş adaylarımızın sayısı 20.000’nin üzerindedir. Bu konuda ki planlamalarımızı ve girişimlerimizi şimdiden yapmamız gerekiyor.
Kamu’da istihdam sayısını arttırmak için girişimlerde bulunmalıyız ;hali hazırda hastanelerde her 50 yatağa bir eczacı bulundurma zorunluluğu bulunmaktadır. Bu sayının 25’e düşürülme konusunda çabalarımızı arttırmamız gerekiyor. Türkiye’de kamu ve özel hastanelerde toplamında yatak sayısı 250 binin üzerinde. Buralarda toplam 5.000 civarı eczacı istihdam edilebilir.
Yine cezaevlerinde, SHÇEK’lerde evde bakım ünitelerinde yani ilacın olduğu her yerde eczacı istihdamı için çabalarımızı arttırmamız gerekiyor.
İlaç Sanayin’de eczacı istihdam için görüşmelerde bulunmak ve fakültelerdeki gençlerimizi bu yöne doğru kanalize etmek için çaba göstermemiz gerekiyor.
Ancak bunlarla bile bu kadar mezuna istihdam sağlanabilmesi mümkün değil.
Yani basit bir hesapla 25 kişiye bir eczacı olsa bile 10 bin civarı kamu hastanelerine,diğer 5.000 civarı meslektaşımızı da cezaevi shçek evde bakım üniteleri,Titck kurumu gibi yerlerde istihdam edebilsek toplam kamu istihdamı en fazla 15.000 civarında olacaktır.
Yine Türkiye’de ilaç Sanayinde yaklaşık 45.000 kişi istihdam ediliyor. Şu an İlaç Sanayinde ortalama % 5 kadar eczacı istihdamı var. Yani yaklaşık 2.500 civarı. Çok çok iyimser bir tahmin ile bu sayıyı %30 lara çıkarabilirsek ;ki bu rakam 15.000 civarı meslektaşımıza istihdam olanağı sağlar.
Değerli meslektaşlarım bu iyimser tahminlere göre bile yaklaşık 30.000 meslektaşımıza istihdam bulabiliriz. Yani yaklaşık 6 yıllık mezunumuza istihdam sağlayabiliriz.
Benim şahsi kanaatim, birden fazla eczacının çalıştığı, çeşitli ülkelerde örneklerini gördüğümüz eczane modellerine geçmek zorunda olduğumuzdur. TEB bünyesinde kurulacak geniş çaplı bir komisyonla, bu tür çok eczacılı eczanelerin nasıl olması gerektiği konusunda fikir alış verişi ve planlamalar yapmamız gerekiyor.
Yoksa yasamızda bulunan, 3.500 sınırının, bu baskıya uzun süre dayanıp, kalıcı olabileceğini düşünmüyorum.
Ayrıca burada şuna da değinmek isterim ki şu an yürürlükte olan yardımcı eczacılık sisteminin, çok eczacılı, eczane modellerine yardımcı olmadığı kanaatindeyiz.
Şu an hali hazırda uygulanan modelde, özellikle yeni meslektaşlarımızın yardımcı eczacılık yapma zorunlulukları olması sebebiyle sahada çok ciddi sorunlara yol açıyor. Bizim bölgemizde şu an yardımcı eczacılık yapılacak hiç eczane yok. Bu genç meslektaşlarımız her gün bizleri arayarak yardımcı eczacılık için yer bulma konusunda yardım talebinde bulunuyorlar. Ücretsiz çalışmak isteyenimi ararsınız, kendi SSK primini yatırmak isteyeni mi ararsınız. Bu sistem meslektaşlar arasında ki ilişkilere ciddi zarar veren bir sistem. Bu sistemin acil revizyona ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz.
Değerli meslektaşlarım; Bizler bugünden planlarımızı yapmazsak, başkalarının yaptığı planların bir parçası haline geliriz. O nedenle bu konuda bir an önce harekete geçmek zorundayız.
Eczanelerde çalışan meslektaşlarımız zaten bir çok bürokratik ve ekonomik sorunla baş etmeye çalışıyor, vakitleri kalırsa da asli görevi olan eczacılık ve danışmanlık hizmeti veriyorlar.
Bu sorunlara ek olarak Demokles’in Kılıcı gibi başımızın üstünde duran SGK Protokolünün ceza maddeleri ve ‘Devletin Yersiz Ödeme Yapmayacağı’ noktası var.
Bu konuda sizlere sahada yaşadığımızı bir olayı paylaşmak isterim. Malumunuz üzere Odalarımız Aracılığı ile Kan ürünü sıraları dağıtımını yürütüyoruz.
Bir eczacımız kendisine okunan reçete içeriğindeki ilaçları getirip odamızın elemanına imza karşılığı teslim ediyor.
Oda personelimizde bu ilaçları imza karşılığı hastaya teslim ediyor.
Daha sonra bu ilaçlar bir baskın esnasında, ilimiz sınırları dışında depo olarak kullanılan bir dükkanda polis tarafından ele geçirilmiş. İTS üstünden sorgulama neticesinde eczaneye ulaşılıyor. ‘Devlet yersiz ödeme yapmaz’ ilkesi gereği ilaçların parasının eczacının SGK’daki ödemelerinden kesileceği yazısı gönderiliyor.
Hatta odamıza da bir yazı gönderiliyor, müteselsilsen bizlerinde sorumlu olduğu belirtiliyor.
Şimdi burada eczacı protokolde kendisine yüklenen yükümlülükleri eksiksiz şekilde yerine getirmiş, eczacı odası kendinden beklenen işlemleri bütünüyle yerine getirmişken; SGK’nın bu konuda en kolay lokma olarak gördüğü eczacıdan, bu parayı kesmesinin önüne geçmemiz gerekiyor. SGK, müfettiş kararı ile parasını eczaneden tahsil edecek ,eczacı da mahkeme mahkeme dolaşıp yürütmeyi durdurma, karşı dava vs ile parasının peşinden koşturacak. Eczacı, Kurum karşısında bu şekilde yalnız yada sahipsiz bırakılmamalıdır. Protokolde bu konu için özel bir çalışma yapılmalıdır.
Ayrıca yine protokolde, hastaya herhangi bir teyit işlemi yapılmadan ilaç verilmesi konusunda bir düzenleme yapılması talebimiz var. Hasta herhangi bir sebeple, ben bu ilaçları almadım derse yada ilaçlar herhangi bir yerde bulunursa eczacı ağır cezaya kadar varan suçlarla yargılanabiliyor.
Bunun önüne geçmek için el taraması, parmak izi, Nüfus cüzdanına entegre bir sgk çipi veya şifre, telefona gönderilecek bir sms ve ya ilacı teslim ettiğimizde kendimizi ispatlayabileceğimiz herhangi bir yöntemin getirilmesi gerekiyor.
Eczacının kaderi ilaç verildikten iki yıl üç yıl sonra, bir müfettiş karşısında ; hastanın ben bu ilacı almadım yada aldığımı hatırlamıyorum şeklinde bir ifadeye bırakılamaz.
Gözlerden uzak Eksi 2, eksi 3’üncü katlarda canla başla çalışan Kamu Eczacılarımız çok maalesef ki sağlık otoritesi tarafından göz ardı ediliyor.
5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun Ek-84 maddesin emeklilikte ek ödemeyi düzenler. Bu kanun şu şekilde:
‘’ Bu Kanuna göre tabip veya diş tabibi kadro ve pozisyonları esas alınarak emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanmış olup, aylıklarıyla birlikte makam tazminatı ödenmesine hak kazanamamış olan tabip ve diş tabiplerinden ilgili mevzuatına göre uzman olanlara (26.000) gösterge rakamının, uzman olmayanlara (20.000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda her ay emekli aylıklarıyla birlikte ilave ödeme yapılır.’’
Maalesef bu kanunda Eczacılar zikredilmemektedir. Bu kanuna Eczacılarında eklenmesi gerekmektedir.
Mesai içi Tavan ödemeleri katsayısı Tabip ve diş hekimlerinde 6.5 iken eczacılarda bu oran 3,05.
Hizmet Alanı-Kadro Unvan Katsayılar Diştabipleri’nde 1,2 iken eczacılarda 0,7.
Taban Ödeme Katsayıları Tabip ve Dişhekimlerinde 2,26 iken Eczacılarda 1,20
Yine Yükseköğretim Kurumlarında Döner Sermaye Gelirlerinden Yapılacak Ek Ödemenin Dağıtılmasında Uygulanacak Usül ve Esaslara İlişkin Yönetmelik ‘’ de de eczacı katsayılarının diş hekimleri ile eşitlenmesi gerekmektedir.
Stratejik Personel sayılan Eczacılarımızın, maalesef ki bu statüleri sadece kağıt üstünde kalmakta; iş emeklerinin karşılığını almaya geldiğinde üvey evlat muamelesi görmektedirler.
Kamu Eczacılarımızın ,bu sorunlarının çözümünde hem biz Oda Başkanlarına hem de TEB merkez heyetine önemli görevler düşmektedir.
TEB Merkez Heyetimizden beklentimiz, yeni dönemde kurulacak olan Kamu Eczacıları Komisyonunun daha aktif ve sık bir şekilde toplanıp, bu konuda oluşturulacak çalışma raporlarını Merkez Heyetimiz vasıtasıyla bakanlıklar nezdinde gerekli yerlere ulaştırılmasıdır.
Ayrıca bu raporların Oda Başkanlarıyla da paylaşılmasını talep ediyoruz. Böylece bizlerde kendi illerimizde irtibatta olduğu milletvekillerine bu konuları iletip kamu eczacılarımızın mağduriyetleri konusunda bir farkındalık ve kulis çalışması yapabiliriz.
Son olarak, son dönemlerde bazı ilaçların KKİ vermeyip , çeşitli platformlar üstünden KKİ için fatura kestirip depo aracılığıyla ödeme yaptığı ‘’Alternatif Geri Ödeme Sistemi’’ oluşturulmasının önüne acilen geçilmelidir. Bu sisteme her geçen gün yeni ilaçlar eklemektedir. Her biri değişik bir platform üstünden kendi belirlediği sistem şeklinde bir işleyiş yapmakta ve bu sistem zaten bir çok kırtasiye işi ile uğraşan eczacıya yeni iş yükü getirmektedir. Ayrıca unutanlar ,girmeyenler vs işin cabası.
Bu örgütün birkaç ilaç firmasına gereken cevabı verebilecek güçte olduğu kanaatindeyim. Bu ilaçlar konusunda Merkez Heyetimizden kararlı adımlar beklemekteyiz, Merkez heyetimizin alacağı boykot dahil alacağı her türlü kararının yanında olacağımızı ifade etmek isterim.
Yeni dönemde, seçilecek olan TEB Merkez Heyetini ve oda başkanlarını zor bir dönem bekliyor. Umut ediyorum ki birlik ve beraberlik içinde çok çalışarak , meslektaşlarımızın sorunlarına çözüm yollarını bulacağız.
Beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.